Çivrilde Anadolu Köy Evleri PDF e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 16
ZayıfEn iyi 
Administrator tarafından yazıldı.   

ÇİVRİL VE ÇEVRESİNDE BULUNAN ANADOLU KÖY EVLERİNİN

PREHİSTORİK ETKİLEŞİMLERİ,  TARİHSEL VE  KÜLTÜREL GELİŞİMLERİ

 

                                                                       *  Mümtaz BAŞKAYA             

 

      ÖZET:

      Çivril ve çevresi, prehistorik dönemlerden başlamak üzere, her devirde yoğun olarak iskana uğramıştır.

     Yöremiz; Batı Anadolu’da, Ege bölgesi içinde bulunur. Etrafı dağlarla çevrili bir ovadır. Ovayı kuzeyden güneye doğru  Büyük Menderes  nehri sular.      

      Bütün Anadolu topraklarında olduğu gibi, Çivril ve çevresinde de özellikle, prehistorik dönemlerden başlamak üzere, günümüze kadar gelen önemli yerleşmelerin izleri görülmektedir.

     Yukarı Menderes Havzası içinde bulunan Çivril’de, tarih öncesi Bronz çağı  kentlerinden Beycesultan’ da arkeolojik kazılar sonucunda bulunan kerpiç yapılı bina ve tapınak kalıntıları ile çevresinde var olan bu günün eski köy evleri arasında benzerlikler bulunması olasıdır. Ayrıca, Anadolu’nun mimari gelişimi içinde, özellikle; Orta Anadolu ve Batı Anadolu’da daha yoğun olmak üzere, kerpiç yapılı eski köy evlerinin Hitit mimarisinden de izler taşıması,  tarihsel bir gelişimin sonucu olmalıdır.

     Anadolu mimarisi, bu gün için kesin sonuçlara ulaşılamasa bile, bilinen en eski uygarlıklardan başlamak üzere bir etkileşim içinde olmuştur. Bilinen tarihi sırası içinde, Luwi, Hatti, Hitit, Frigya, Lidya, Pers, Urartu, İyonya Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı uygarlıklarından da etkilendiği yazılı kaynakların incelenmesinden de anlaşılıyor. Ayrıca, bu etkileşimin  Anadolu dışından da olduğu, Özellikle; Ön Asya, Orta Asya, Mezopotamya, Mısır, Arap Yarımadası gibi yerlerin uygarlık gelişimleri, de bu etkileşim alanları içinde bulunduğu  bir gerçektir.

     Batı Anadolu’da kendi içinde ve kendine yakın olan bölgede kurulu uygarlıklardan tarihsel ve kültürel yönden de etkilendiği söylenebilir. Bu etkilerin izleri tüm Anadolu’da olduğu gibi; özellikle, İç Anadolu’da daha yoğun olmak üzere, Yukarı Menderes Havzası içinde Çivril ve çevresinde görülmektedir. Ancak, gerekli bilimsel incelemeler yeterince yapılamadığından, diğer yönlerden olduğu gibi, mimari etkileşimler yönünden de, kesin bir yargıya varamıyoruz.

     Anadolu köy evlerinin diğer Türk evleri gibi, tarihsel ve kültürel yönden Orta Asya Türk kültüründen de yoğun olarak etkilendiği açıktır. Elbette, bu etkileşimden   Çivril ve çevresi de yeterince payını almıştır.

     Bu çalışmamda, öncelikle belirtmek istediğim bir konu da; Çivril ve çevresinde bulunan eski köy evlerinin Anadolu’nun genel mimari etkileşimlerinden söz ederken, ortaya koymaya çalıştığım düşüncelerin, yalnızca benim gözlemlerime dayandığı, bir varsayımdan öteye gitmediğidir.

     Asıl görev bilim insanlarınındır.

     Dileğimiz, şimdilik örnekleri bulunan tarihi köy evlerinin bilimsel olarak, araştırma ve incelenmesinin zaman geçirilmeden yapılması, tarihsel ve kültürel değerlerimizi belgelendirilerek, daha binlerce yıl sonrasına taşınmasıdır.

 

     Anahtar Kelimeler:  Kerpiç, Prehistorik yerleşim, Beycesultan, Hasır otu, Köy evi

 

     GİRİŞ:

     Çivril ve çevresi; Ege Bölgesi içinde, Menderes Havzası’nın Yukarı Menderes Havzası bölümünde bulunur. Etrafı dağlarla çevrili düz bir ovadır. Çivril ovasının kuzey doğusunda bulunan Akdağ, 2449 m  yüksekliği ile Honaz dağından sonra, Ege’nin ikinci yüksek dağıdır. Ege Bölgesi, bilindiği gibi, bütünüyle, her dönemde tarihle iç içe yaşamış, uygarlıklara sahne olmuş bir bölgemizdir. Çivril yöresi de, bu uygarlık  etkileşimlerinden yeterince payını almıştır.

     Yöre, tarih öncesi ve sonrasından bu yana, iskana açık olması, var olan yerli uygarlıklarla birlikte, sürekli olarak nüfus artışına sebep olmuştur. Bu nüfus artışı da, prehistorik dönemlerden başlamak üzere, kent öncesi yerleşimlere, daha sonra kentleşmelere yol açmıştır. Anadolu’nun Türkleşmesi sonrasında, bu yerleşimler artarak devam etmiştir. Kent öncesi kırsal yerleşim yerlerinin de günümüze kadar gelen köy yerleşimleri biçiminde varlığını sürdürdüğü görülmektedir..

    Tarihle iç içe yaşayan Anadolu’nun bütününde olduğu gibi, Batı Anadolu’da da prehistorik dönemlerden başlamak üzere, bu tür yerleşim yerleri hayli yoğundur. Bu durum, Çivril ve çevresinde de göze çarpmaktadır.
     Anadolu’da prehistorik yerleşim yerleri, antik kentler zaman içinde savaş, deprem, istila, su baskınları ve benzeri nedenlerle terk edilmiştir. Bu yerler; yüzlerce, binlerce yıl sonra yeniden yerleşmeye açılmış, köyler kentler kurulmuştur. Bazı yerleşimler, ya olduğu gibi antik kentin üzerinde, ya da hemen yanı başında kurulmuştur. Genellikle, modern kent antik kentin kalıntıları ile iç içedir. Bazen de, uzak bir dağın başında, kaderine terk edilmiş bir haldedir.         
     Çoğu zaman, yaşayan kentlerin şimdiki adı bile, tarih öncesi ya da sonrası adını çağrıştırır biçimde, Türk ağzına uydurulmuş şeklindedir. Bu, Çivril ve çevresinde de sık görülen bir durumdur. “ Çivril” adının antik  dönemlerden kaldığı sanılıyor. Belki de, tarih öncesi bir adın günümüze kadar yansıması olabilir. Ya da, Orta Asya Türk boy adları ile de bir ilgi kurulabilir. Şimdilik, bu konuda yeterli bir bilgiye sahip olmadığımızdan kesin bir yargıya varamıyoruz.

     İnsanlar, bu bölgeye belli bir tarihi gelişim içinde, yerleşik düzene geçmek üzere, neden gelmişlerdir? Niçin, köyler kentler kurmuşlardır?

     Bu soruların yanıtlarını ararken; yöremizi her yönüyle, Anadolu’nun genel gelişiminden, ilk insanların yaşayış biçiminden ayrı tutamayız ...

       İlk İnsanların Tarih İçinde Serüvenleri :

     İnsan emeği ürünleri, ilk defa  Paleolitik çağ’da belirmeye başladığı, M.Ö. 12000 ikibin yıllarına kadar süren bu dönemin uzunluğuna karşın, bu gelişimin çok yavaş olduğu biliniyor. Yer yüzündeki şiddetli iklim değişikliklerine bağlı olan koşullar, bu çağ insanlarının yaşantısında olağanüstü bir etki yaptığı, bu etkileşimin sonucu olarak, ilk insanların hayatlarını mağaralarda sürdürdüğü, varsayılıyor. Çünkü, ilk insanların öncelikli sorunları barınma sorunuydu. İlkel yaşantılarında, kendilerini soğuktan, sıcaktan, vahşi hayvanlardan korumak için güvenli yerler aramak zorundaydılar...Bu yerler, hazır buldukları barınak ve mağaralar oldu.

     Bu gün, Anadolu’da da bu tür mağaralarda ilk insanların bıraktıkları maddi kültür izlerine rastlıyoruz. Mağaralarda yaşamlarını sürdüren ilk insanlar, avcı-toplayıcı olarak ihtiyaçlarını temin etmek, yeni avlar ve yabani yetişen yiyecekler bulabilmek için zorunlu olarak yer değiştirdikleri sanılıyor. Bu ihtiyaçtan doğan yer değiştirmeler, insanların kalıcı konut ve tarım yapmasını geciktirdiği söylenebilir. Barınak ve mağaralarda sürdürülen yaşam, hayli uzun bir zaman içinde gelişmiş olmalı.

     Mağaraların incelenmesi ile, buraların Yontma Taş Çağı insanı tarafından korunma ve tapınma amaçlı kullanıldıkları sonucuna varılıyor.     

     Antalya- Karain, Beldibi gibi Paleolitik yerleşim yerlerinin varlığı ile Çatalhöyük / Konya, Hacılar / Burdur, gibi Neolitik Çağ yerleşmelerin olması, bu gelişimin Anadolu’da da kesintisiz olarak sürdüğünü gösteriyor.

    Yöremizde, henüz Paleolitik Çağ’a ait yerleşmelere rastlanılmadı. Bu konuda, bir yargıya varmak erken olmasına karşın, burasının o çağlarda su ile kaplı olduğu akla yakın bir ihtimaldir. Belki bu yüzden, Çivril ovasının su (gölet ?) ile kaplı olması sonucunda, Neolitik Çağ yerleşmeleri öncesi izlerine, görülemedi. Ancak, etrafında bulunan dağlar, belki bu tür yerleşmelere sahne olması bir ihtimaldir. Henüz bu   konuda  henüz  kesin bir yargıya varılamıyor.               

                          Ve Neolitik Çağın İlk Köyleri Kuruluyor.       

      Tarih öncesinde, insanların avcı-toplayıcı durumdan yerleşik düzene geçmesi ve köyler kurması, Neolitik çağda olduğu ileri sürülüyor.

      Bu çağda ilk insanlar, ilkel bir şekilde de olsa, tarım yapmaya, hayvanları evcilleştirmeye başladılar. Günümüze kadar uzanan bu uygarlığın temelleri Neolitik  Çağ’da atıldı. Tarımın başlaması ile yerleşik düzene geçilmesi bu çağda oldu. Fakat, bu gelişmeler her yerde aynı çağda başlayıp aynı hızla ilerlemediğinden, sonuçları her bölgede farklı gelişti.

     Yerleşik yaşama geçilmesi sonucu, yoğun bir uğraşı olarak, barınak yapımı ile ilk mimarlık hareketleri de başlamış oldu. Uygarlığın gelişimine paralel olarak, mimari gelişim de hız kazandı.

     İlk yerleşim yerleri için, verimli olmaları bakımından nehir ve ova deltaları seçildi. Sosyal gelişim, düşmanlardan korunma zorunluluğu, toplu olarak yaşama istekleri gibi, o çağın getirdiği şartlar köylerin oluşmasına sebep olduğu düşünülebilir. Bu gelişim, kentleşme ile devam etti.

     Anadolu’da binlerce yıldır süregelen uygarlık birikimleri doğal olarak, mimaride de kendini gösteriyor. M.Ö. 5400 yıllarına tarihlendirilen ve en eski yerleşim yerlerinden biri olan Burdur / Hacılar, Konya / Çatalhöyük evleri gibi, günümüzde de İç Anadolu’daki  köy evlerine, gerek kullanılan kerpiç malzeme ve mekan anlayışı yönünden aşırı derecede benzemesi, eski çağlardan bu yana, geniş bir zaman dilimindeki kültürel sürekliliğin bir kanıtıdır.

     Bu etkileşimin İç Anadolu’dan başlamak üzere, Anadolu’nun diğer bölgelerini de içine alması  binlerce yılın gelişimi sonucudur.

      Bu gelişime  örnek vermek gerekirse, İç mekan örgütlenmesi bakımından Anadolu evinin sedir ögesini anımsatan oturma düzenine Çatalhöyük’ teki  bir eski çağ evi, örnek gösterilebilir. Çatalhöyüklüler, binlerce yıl önce yaşadıkları yerde, evlerinin odalarının tabanlarına ölülerini gömmüşler. Çünkü o çağda, ölen kişinin ruhunun evin içinde yaşadığına inanıyorlardı. Ya da, ata kültü inanışları gereği böyle bir uygulama vardı.

     Yazılı kaynakların incelenmesinden anlaşıldığı üzere, Çatalhöyük’de olduğu gibi, Aşıklı höyük’de de ölüler odaların tabanlarına gömülüyordu. Yöremizde bulunan  Beycesultan’da da 22. tabakada az sayıda da olsa çömlek içinde çocuk gömütünün neden yerleşme yeri içinde gömülü olduğunun cevabı verilemese de, böyle bir olayın varlığı biliniyor.

     Bu gün, Anadolu’da toprak damlı bazı köy evleri odasının bir köşesinde  toprak dolgu  sekiler var. Daha çok, üzerine bir şilte koyup yatılan ya da oturulan bu yerler, şekil itibarıyla bir mezarı andırıyor. Dünün  eski köy evlerinde yaşayan Anadolu insanı, bu sekilerin altına ölülerini gömmüyordu ama,  binlerce yılın geleneğini, başka bir işleviyle yaşatmış oluyordu.

     Çivril / Beycesultan’da 34. tabakada,  arkeolojik kazılar sırasında  kerpiç duvarları sıvalı olan  dörtgen bir oda içinde, duvar boyunca uzanan bir seki bulunmuştur. 24. tabakada ise, “megaron” tipi yapıların öncüsü olarak kabul edilen bir ev ortaya çıkmıştır. İkinci odanın iki duvarının önündeki çıkıntılar ise, üzerine çilte serilerek yatma yeri olarak kullanıldığı tahmin ediliyor. Bu gün için, yöremiz eski köy evlerinde de, az da olsa odaların içinde bu toprak dolgu seki örnekleri var. İster istemez insanın aklına “acaba, bugün görülen bu  sekilerin  binlerce yıl öncesinin odanın tabanına ölü gömme adetleri ile bir ilgisi var mı?” sorusu geliyor. Elbet, bu sorunun da bilimsel yanıtını aramak bilim insanlarımıza düşüyor.

     Yöremizde, ilk yerleşmelerin Erken Tunç Çağı’nda görülmesi, henüz daha önceki çağlardan söz edilmemesi, Beycesultan’ın dışında arkeolojik kazıların yapılmaması ile ilgilidir. Ancak, önceki çağlardan da yerleşim izlerine rastlamak olasıdır.

     Bilinen, gözle görülen bir gerçek, Çivril ve çevresinde tarih öncesi ve sonrası yerleşim  yerleri izlerinin hayli  fazla sayıda olmasıdır. Höyüklerin şaşırtıcı bir sıklıkla olması, Çivril’in “Höyükler Diyarı” olarak anılmasına neden oluyor.

          Yukarı Menderes Havzası’nda İlk Yerleşimler :    

     Yukarı Menderes Havzası’na yerleşenler, farklı zamanlar içinde  köyler, kentler kurmuş olmalılar. Bu  prehistorik yerleşim  yerlerinin Çivril ovasında yoğunluk kazanmasının başlıca nedeni, burada  büyük Menderes nehrinin olmasıdır. Dolayısıyla, nehrin taşımış olduğu alivyonlu  topraklar, burayı verimli bir ova haline getirdi. Binlerce yıldır süregelen bu özellik, günümüzde de halen devam edip gitmektedir.
     Bu yörede yerleşmelerin  belli aralıklarla, devam ettiği anlaşılıyor. Bu günün köyleri yanında, sıklıkla höyüklerin bulunması, prehistorik yerleşim yerleri izlerine rastlanılması ve mezarlıklarında antik çağlardan kaldığı sanılan mezar taşlarının görülmesi, bu kanıyı güçlendiriyor.
     Çivril ve çevresinin tarih öncesi ve sonrasında görülen nüfus yoğunluğunun çok fazla olabileceği, yerleşim yerlerinin çokluğu ile doğru orantılı bir gelişim gösterdiği düşünülebilir. Bu nüfus sıklığı ve yerleşim yerleri kalıntılarının çokluğu, elbet geçerli bir sebebe dayanıyor. Kanımca, en başta, yerleşik yaşama geçiş için elverişli koşulların bulunması,                         iklim özelliklerinin uygunluğu, akarsu kaynaklarının bolluğu, orman alanlarının çokluğu , savunma kolaylığı, topraklarının tarım ve hayvancılığa elverişliliği ve tarihsel yollar üzerinde olması gibi daha bir çok   sebepler sayılabilir.

    Yukarı Menderes Havzası ve Çivril çevresi  bulunduğu yer bakımından  hayli önemli bir yerdedir. Ege’nin iç Anadolu’ya , İç Ege’nin  kıyı Ege’ye bağlandığı tarihsel yolların batıdan doğuya, doğudan batıya uzandığı bir bölgedir. Bu yolların önemi, geçmişte olduğu gibi, bu gün de devam ediyor

            Ege’nin En Büyük Akarsuyu Büyük Menderes:   

      Ege Bölgesi’nin   en büyük akarsularından olan Büyük Menderes nehri, öncelikle, Yukarı Menderes Havzası’ndan başlamak üzere, geçtiği topraklara hayat veriyor. Geçtiği havzanın “Uygarlıklar Havzası” olarak anılmasına sebep oluyor.

       Büyük Menderes nehri, bilindiği üzere; çağlar boyu Dinar dağlarından doğup, Çivril topraklarında Akdağ’ın eteklerinden  çıkan  bir çok kaynağı da alarak Işıklı gölüne dökülüyor. Buradan Küfi çayını da kendisine katarak, Ege denizine doğru yoluna devam ediyor. Doğduğu Dinar dağlarından başlamak üzere, Ege denizine kadar  olan topraklara “ Menderes Havzası” adı  veriliyor. Bu havza, ayrıca; “Yukarı Menderes Havzası”, “Orta Menderes Havzası” ve “Aşağı Menderes Havzası” olarak üç bölümde inceleniyor.

     Tüm Menderes Havzası’nda olduğu gibi, Yukarı Menderes Havzası da tarih yüklüdür. Her nereye bakılırsa bakılsın, binlerce geçmişi olan tarihin izleri görülür. Bu yüzden, zengin bir kültüre ve tarihe sahiptir. Doğduğu yerden denize döküldüğü yere kadar geçtiği yerlerde,  çağlar boyunca sıklıkla görülen bu uygarlıkların,  tarihi zenginliğinin gözle görülür bir kanıtıdır.      
  
     Yukarı Menderes Havzası’nda Bir Bronz Çağ Kenti Beycesultan :       
     Yukarı Menderes Havzası’nda, Büyük Menderes nehrinin çok da uzağında olmayan Beycesultan Höyüğü, Anadolu’nun en büyük höyükleri arasında yer alır. Çivril ilçesinin güney yönünde, ana yol üzerinde ve 5 km uzağındadır.
      İngiliz arkeologları  Seton Lloyd ve James Mellaart tarafından, 1954-1959 yılları arasında Beycesultan Höyüğü’nde arkeolojik kazılar yapıldı. Bu kazılar sonucu, bilim dünyası  bu prehistorik yerleşim yerini tanıdı. Bu sayede, M.Ö. 4000 yıllarında iskan edilen bir Bronz Çağ kenti olduğu anlaşıldı. Ancak, kuzeyden güneye doğru uzanan, iki bölümden meydana geldiği anlaşılan höyüğün tamamının arkeolojik kazısı yapılmamıştır. Gelecek yıllarda buranın kazısı yeniden başlatılırsa, Beycesultan’ da önemli bulgulara ulaşılacağı açıktır.
      Burada, arkeolojik kazılar sırasında çeşitli yerleşim katlarında kerpiç malzemeli bina, tapınak ve yanık saray kalıntılarına rastlanıldı. Megaron planlı yapı örneklerine ulaşılmasına rağmen, özellikle, Kalkolitik Çağ tabakalarının çok küçük bir alanda ele geçmesi, anlaşılabilir bir mimarinin ortaya çıkmasını engellemiştir. 
 
      Anadolu Köy Evlerinde Prehistorik Yerleşim Yönünden Etkileşimler :

      Anadolu’da Paleolitik dönemlerden başlamak üzere, insan yaşamının izleri görüldüğü biliniyor. İlk defa bu çağda, insan emeği ürünleri görülmeye başladığı tahmin ediliyor.

      Mimarlığın,  kısacası yapı kurma sanatının insanların barınma ihtiyacından doğduğu sonucuna varılabilir. Şu halde, insanlığın var olması ile barınak ve mağaralarda yaşamaya başlaması, mimarlık birikimlerinin temellerinin atılması arasında doğrudan bir ilginin olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü, bir barınağa, mağaraya sığınan insanoğlu, bu doğal yerleri kendi ihtiyacına göre, düzenlemek için çaba harcamıştır. Bu çabasını da, mimari gelişimin başlangıcı olarak kabul edilebilir.

     Çivril ve çevresinde, oldukça yoğun prehistorik yerleşim yeri ve höyükler bulunmasına karşın, Beycesultan’ın dışında arkeolojik kazılar yapılmamış olması sonucu,bu topraklara özgü, Neolitik Çağ yerleşim yerlerinin varlığından haberli değiliz.

      Bu yörede bulunan köy evlerinin, Anadolu’nun diğer evlerinde olduğu gibi, yapı ve mekan bakımından, Batı Anadolu ve Orta Anadolu yapı geleneği ile büyük benzerlikler gösterir. Bu benzerlikler, elbet binlerce yıllık bir etkileşimin sonucudur.

     Yazılı kaynaklara göre, Anadolu’da  Neolitik Çağ yerleşimleri içinde  Çatalhöyük / Konya ve Hacılar / Burdur, şimdilik bilinen önemli yerleşme yerleridir. Özellikle, Çatalhöyük  neolitik yerleşmelerin   Anadolu’da bilinen ilk örneğidir.

     Elbet, tüm Anadolu’da bu neolitik yerleşim yerlerinden  kültürel, tarihsel ve uygarlığın gelişimi yönünden etkilendiği,  bu etkileşimin   mimaride de kendini gösterdiği söylenebilir.

     İlk neolitik yerleşimlerinin kent yerleşmeleri olarak değil de, köy yerleşmeleri olarak geliştiği sonucuna varmak, akla daha yakın bir durumdur. Çünkü, ilk üretim biçimleri tarıma dayalı olduğuna göre, henüz, endüstrileşme hareketleri ve ekonomik gelişim  başlamamıştır. Uygarlığın gelişimine uygun olarak, yapı sanatının ilk köy gruplaşmaları içinde uygulandıklarını gösteriyor.  Denebilir ki, İlk neolitik yerleşmeler ile tarımın başlaması arasında  bir ilgi kurulabilir. İlk üretim  biçimleri köy toplulukları içinde başlamış ve gelişmiştir. 

     Yazılı kaynaklardan, kentsel gelişimde en önemli faktörün , yapılan üretimde artı ürünün  ortaya çıkması ile yönetici-rahip bir sınıf oluştuğunu anlıyoruz. Bu oluşum, kent yerleşimlerin gelişmesine , sistemli bir hale gelmesine yol açmıştır. Yöremizde, bu tür kent yerleşimi olarak Beycesultan’ı örnek gösterebiliriz. Ayrıca, bilimsel bir incelemeye tabi olmasa da Çivril merkezinde bulunan Habibacem Höyüğü’nün de önemli bir kent yerleşmesi olduğu sanılıyor. 

      Çivril ve çevresinde köy ve kent yerleşimleri binlerce yıldır varlığını sürdürmektedir.

      Bu günün köyleri ile binlerce yılı öncesinin köyleri arasında şaşırtıcı izler bulmak mümkündür.

      Yöremizde bugünün köyleri, birbirlerine yakın  kuruldu ise de, artık savunma amaçlı değildir. Ekonomik, sosyal ve toplumsal hayat, toplu yaşama gerekliliği, nüfus artışı gibi sebeplerle, bir zorunluluktan doğmuştur.   

     İlk meydanlar, oluşum esasına göre, bundan  9000 yıl kadar öncesinde Çatalhöyük’de ortaya çıkmıştır. Bu meydanlar, tapınma öğelerinin bulunduğu küçük alanlardı.       

     Yerleşik düzene tarımın başlaması ile geçildiğinden, meydanların da işlevi başlamış oldu. İnsanların toplu yaşama istekleri, sosyal hayatlarında bir ihtiyaç olarak doğdu. Bu zorunlu ihtiyaçlar, meydanların oluşmasına yol açtı. Neolitik çağın dinsel amaçlarla ortaya çıkardığı meydanlar, binlerce yıl sonra, günümüz kentlerinin en önemli merkezleri durumundadır.

     Çivril ve çevresinde bulunan köylerde de, özellikle köyün orta yerinde meydanlar vardır. Burada genellikle, okul, cami, çeşme gibi yerler bulunmaktadır. İnsanlar, yoğun olarak bu meydanları kullanırlar. Yöremizde, prehistorik dönemlerde daha çok tapınma alanları olarak kullanılan bu yerler, günümüzde de önemli görevler üstleniyorlar.

     Tarih öncesi ve sonrası dönemlerin köyleri ve kent yerleşimleri ile bu günün köyleri arasında mimari yönden  görülen bir başka benzerliğin, evlerin içten dışa doğru düzenlenmesi ve kullanım açısından çok işlevli olması düşünülebilir. Hitit çağında da yerleşim yerlerinde, yetiştirilen ürünlerin saklanması için, ayrı bölümlere rastlanmıştır. Bu gün eski köy evlerinde bu gibi bölümlere rastlanıyor.

     Eski Anadolu mimarlığında, özellikle Orta Anadolu ve Batı Anadolu’da, Güneydoğu Anadolu’da evler düz damlı olarak inşa edilmiştir. Yağışın az olması sebebi ile yapılan bu damlar, büyük bir olasılıkla, prehistorik dönemlerde de görülen bir durumdur. Ancak, yapılan arkeolojik kazılarda bina kalıntılarına ulaşılmasına  rağmen,  doğal olarak dam üstlerine rastlanamıyordu. Bu yüzden, bu günkü köy evlerinin dam üstleri ile kıyaslama olanağı  bulunamıyor. Fakat, binlerce yıl öncesi dönemlerden den izler taşıması kuvvetli bir ihtimaldir. Yöremizde kerpiç yapılı, toprak damlı, “kara örtü” evlere yoğun olarak, halen rastlanılmaktadır. Günümüzde bulunan toprak damlı, kerpiç yapılı köy evleri ile Neolitik çağın evlerin bir karşılaştırması yapıldığında, büyük benzerliklerin olduğu görülecektir. 

                     Hitit Mimarlığı Ve Anadolu’ya Etkileri:

      M.Ö.1800. yüzyılda, Hititler Anadolu’yu ele geçirerek, Eski Hitit Devleti’ni kurdular.

      Hitit mimarisi ve sanatı  Sümer ve Asya etkilerinin bileşimi sonucu gelişmişti. Güney bölgelerinde ise, Mezopotamya etkisi daha kuvvetli olduğu söylenebilir. Yazılı kaynaklara göre, bu gelişmelere rağmen, kendine özgü, tipik bir mimari oluştuğu anlaşılıyor.

      Eski Hitit Çağı binalarının taş temelli, kerpiç tuğlalı ve düz damlı oldukları biliniyordu. Çağın başlıca  merkezleri Kültepe, Karum, Kaneş, Karahöyük ve Hattuşa kentleri sayılabilir.

      Yazılı kaynaklara göre, Kültepe’de  taş temeller üstüne kerpiç duvarlı, 6 odalı evler bulundu. Ayrıca, yine taş temeller ve ortostat üstüne taş duvarlı anıtsal binalarda yapılmış ve kent surlarla çevril olduğu biliniyor. Karum, Kaneş’te her ev, bağımsız olup, dört tarafında taş döşeli ve oluklu sokaklar vardı. Karahöyük evleri megaron  planındadır. Her odanın işlevi ocak, fırın ve zahire kapları ile belirlendiği sanılıyor.

      Hitit yerleşim yerleri olan bölgelerde yapılan kazılar, çatı yapısına ait maddesel kanıtlar verememiştir. Damların, Hititlerde de  kara dam, düz toprak dam biçiminde yapılmış olduğunun kanıtları, kral tüzüklerinden anlaşılıyor.. Günümüzde de bu dam üstlerinin binlerce yıl öncesi dam üstlerine benziyor olması kuvvetli bir ihtimaldir.    

      Bu damların üzeri akmasın diye, sıkıştırıldığı biliniyor. Bu sıkıştırma taşına, bazı yörelerde “Loğ taşı” adı veriliyor. Yöremizde de,  düz dam örtülü köy  evlerinin üstünde bu taşlardan vardır ve dam üstünün toprağını sıkıştırmak için kullanılmaktadır. Bu taşa yöremizde “Yurgu taşı” adı verilmektedir. Öyle anlaşılıyor ki, bu taşın serüveni de  Hititlere veya  Hitit öncesine kadar uzanıyor.

     Hititlerde, tapınak ve ya  yeni evler, el değmemiş bir yerde inşa edilirse temele, taşlarının altına bakır, bronz çivi kazık ve demirden büyük çekiç gibi metaller konurdu. Ayrıca, kurban etme geleneği  olduğu da biliniyor.       

     Bu gün, Anadolu’da  yeni yapılacak bir evin temeli açılırken, bir hayvan kurban edilir ve kanı temele akıtılır. Bu gelenek  köy yerleşmelerinde azalarak da olsa, sürüyor. Halen yaşayan bu geleneğin de binlerce yıl geçmişe dayandığı  açıktır. Yöremizde de binalar yapılırken temele  kurban kanı akıtılır. Bu gelenek halen devam etmektedir.

     Yazılı kaynaklardan anlaşıldığına göre, Hititlerde, tapınakta heykel ve kutsal yerlerin bulunduğu kült odaları bulunuyordu. Bu odalar diğer yerlere göre, daha kutsal sayılan yerlerdi. Bu gün , Anadolu’da eski yerleşmelerde ocakların kutsal sayılmasının ilk düşüncesi bu kült odalarının varlığı sayılabilir mi?

      Eski Anadolu’da ateşin ısıyı dağıttığı gibi, ışık kaynağı da olduğu,   en eski yazılı belgelere göre kutsallaştığı bilinmektedir. Hitit dininde, bir ateş tanrısının varlığı, ocağın kutsal bir yer sayıldığı ritual metinlerinden bilinmektedir.

      Ateş ve yakıldığı yer olan ocağın önemi, eski çağlarda insanların evreninde tartışılmaz bir yeri olduğu açıktır. Ocağın ateşin yandığı yer olması, ataşe getirdiği gibi, ocağa da bir kutsallık getiriyor. Ateşin insanlar tarafından kullanılması binlerce yıl öncesine dayanıyor. Isı ve ışık kaynağı olan ateşin sönmemesi için büyük çabalar sar edilmiş olmalı. Ateşe verilen değer, öyle anlaşılıyor ki,   bir ateş kültünü oluşturdu. Ateş kutsal bir varlık halinde algılandı. Eski İran’da Zerdüştler’in ateşe tapmaları, Kimi inançlarda ölülerin yakılması gibi olaylar gösteriyor ki,   toplumlarda ateş bir inanç aracı olmuş. 

      Hititlerde de, ocak kültü olarak adlandırılan  bir dini inanç ortaya çıkmıştır. Bu inanç çeşitli devirlerde, farklı bir biçimde karşımıza çıkmaktadır. Klasik Yunan mitolojisinde, ocak tanrıçası panteondaki yerini “Hestia” adıyla anmıştır.

      Bu günün Anadolu köy evlerinde ocakların, Friglerden de önce,  Prehistorik dönemlere kadar uzanan bir etkileşimi söz konusudur.

      Hititlerde ekmek pişirme fırınları arı kovanı biçimli, ortalama 1,15 m yükseklikte ve 1,60 m çapındaydı. Bu fırınların ekmek pişirme, çömlek yapımı gibi   benzeri işlerde kullanıldığı biliniyor.    

      Anadolu köylerinde ekmek pişirmek için yapılan fırınlar, neredeyse hiç değişmeden, bu gün de yaygın olarak kullanılıyor. Kimi yerde, “tandır” adı da verilen bu fırınların örneklerine, yöremizde de rastlanmaktadır. Çivril’in köylerinden Karamanlı, Yalınlı, Yamanlar gibi köylerde örnekleri, günümüzde halen daha görülüyor. Bu fırınlarda koy kadınları imece usulü ekmek yapıyor. Ayrıca; çömlek yapımında,   pişirilmesi için kullanılan fırınlardan İğdir köyünde de vardır. Bu köyümüzde  testi, bardak yapımı halen sürdürülmektedir. Bu el zanaatının Ön Asya’da, Orta Asya’da, Mezopotamya’da ve benzeri yerlerde de görülüyor olması, çömlek yapımının binlerce yıl öncesine giden geçmişi ile ilgili olmalıdır. Ancak; binlerce yıl öncesinde Ön Asya, Orta Asya, Mezopotamya ve Afrika’da ve diğer yerlerde de kullanılan çömlek yapımını Türkler; Orta Asya’da yaşarken, Anadolu’ya gelmeden önce de bildikleri bir gerçektir.
     özellikle;  köylerde yakın zamana kadar, bahçe duvarları “sandık duvar” adı verilen  basit bir teknikle duvar yapılıyordu. İki tahtanın arasına yerleştirilen çamur, taşlarla da sıkıştırılıp kurumaya bırakılıyordu. Kuruduktan sonra, tahtaları alınıyor ve duvarın üzerine çalı, ağaç dalları konuyordu.   Bu gün yöremizde eskisi gibi bu teknikle yaygın olarak duvar yapılmasa da, yine de örneklerini görmek mümkündür.

      Çivril ve çevresinde prehistorik yerleşmelerin bilimsel inceleme ve araştırmasının  yeterince yapılmadığından, ne yazık ki, fazlaca  bilgi sahibi değiliz. Ancak, mimari gelenek ve sosyal yaşayış yönünden Hititlerle, dünün Anadolu köylüsünün kırsal yerleşimleri ile şaşırtıcı benzerlikler bulunması varsayımı, yöremiz için de geçerli bir durumdur. Ancak, zaman zaman tarafımdan da sık sık söz edildiği gibi, yöremizde bilimsel bir araştırma ve incelemenin yapılmaması kesin kanıtlara ulaşılmasını engelliyor.

            Anadolu Mimarisinin Kültürel Ve Tarihsel Gelişiminde Frig Uygarlığı İzleri Var mı?

      Anadolu’ya deniz göçleri ile geldiği sanılan Frigler hakkında fazla bir bilgimiz olmamasına karşılık, tarihsel ve kültürel yönden olduğu gibi, mimarlık yönünden de bir etkileşimi olduğu olasıdır.

     Anadolu’da hüküm süren  Frigler, dağ tanrılarına inanıyor ve yüksekçe yerleri kutsal sayıyorlardı. Belki de buralarda tanrıya kendilerini daha yakın hissediyorlardı. Bu  benzer özelliği Mezopotamya kültürleri içinde de görüyoruz. Özellikle, yaşadıkları yerlerde yeterince yükselti bulamayan Sümerler’in yapay tepeler oluşturduğu ve Zigguratlar yaptıkları biliniyor. Ayrıca, Eski Türklerin de dağları kutsal saydıkları biliniyor.

      Yöremizde Işıklı / Eumenia antik kentinin bir Frigya şehri olduğu biliniyor. Bu kentte bulunan Akgöz pınarı yanında antik kalıntılar vardır. Burada, insan eliyle yapılmış büyükçe iki girinti, bu girintilerin yan taraflarında da  küçük nişler vardır. Frigler’in yaptıkları dini tören esnasında tapınma amacıyla küçük heykelciklerin konulduğu sanılıyor. Bu iki büyük girintinin (nişlerin) şekli , genel olarak, eski köy evlerinde görülen ocaklara benziyor olması şaşırtıcı bir durumdur. Şimdilik, kesin bir yargıya varmak  mümkün olmasa da, bu benzerlik akla şu soruyu getiriyor. Acaba, binlerce yıllık geçmişi olan ocak ya da ateş kültü ile bir ilgisi olabilir mi? Anadolu’da türbelere mum dikmenin de ateş kültü ile, ateşin kutsallığı ile bir ilgisi olduğu varsayıldığına göre,  böyle bir ilgi kurulabilir mi? Bu gün dahi, Anadolu’nun çeşitli yerlerinde ateş yanan ocakların kutsal sayıldığı bilinmektedir.

      Çağlardan bu yana, insanoğlunun barınağının, evinin bir köşesinde yerini alan ocağın simgesel bir yeri vardı. Ocak, yaşamın bir devamı gibi algılanır oldu. Günümüzde de “Baba ocağı” kavramı, yaşamın devamlılığının bir simgesi olmuştur. “Ocağın tütmesi” soyun devamlılığını anlatan bir ifadedir.

      Konuyla ilgili olarak, eski köy evlerinde bulunan ocaklara ayrı bir önem verilmiş olduğu hemen fark ediliyor. Günümüz Genellikle, verilen bu önemi bu anlatır biçimde, ocaklar hayli süslü. Ayrı bir özenle yapılmış oldukları oldukça belirgin. Çoğunun üzeri tahta oymalar var ve her iki yanında küçük nişler bulunuyor.

      Frigler uygarlığının da, Anadolu insanının yaşantısını her yönüyle etkilediği düşünülebilir. Örnek verecek olursak, Anadolu’nun diğer eski köy evlerinde olduğu gibi, yöremizde bulunan köy evlerinde de, oda kapılarında bulunan süsler, kenarlarında bulunan tahta oymalar yine, bu uygarlığın yansımaları gereği olmalıdır. Ocaklarda bulunan şekil bakımından olan      düzenlemelerin, neredeyse hep aynı olması şaşırtıcıdır. Bu görünümün de bir tesadüf olamayacağı açıktır. Anadolu’da Frigler’in mimari yönden etkilerinden söz ettikten sonra, kültürel etkileşiminden de söz etmek gerekecektir Özellikle, Ege’ye has bir özellik gösteren, yöremizde daha belirgin halde görülen köy kadınlarının giysisi, sanki bu uygarlığın da izlerini taşıyor gibidir. Köy kadınlarının “takka / takke ?” olarak adlandırılan başa giyilen, anlında ve yanlarda altın takıların dikili halde bulunduğu bir giysi vardır. bu giysiyi bele takılan gümüş bir kemer tamamlar. Ancak, bu kemerler şimdi kullanılmıyor. Söz kültürel yönden etkileşimlerden açılmışken, yöremizde de kullanılan bazı  varlıkların adlarından da  konu etmeliyiz. Filik keçisi ( Frik keçisi olmalı), Frik biberi (küçük ve çok acı), Frik kavalı... Kanımca, yapılan araştırmalarla bu örnekler çoğaltılabilir.

 

                   Mimari Yönden Diğer Etkileşimler :

     Bu günün mimari gelişimi içinde, binalarda binlerce yıllık sütunlar kullanıldığı görülüyor.

      Bu sütunlar, sürekli olarak yuvarlak bir şekilde tasarlandı .Ağırlığı her yöne yayma özelliği taşıdığından, şeklinden yararlanıldı. Ancak, kullanıldığı ilk başlarda bu özelliği taşımasından, ağacın yapısı zaten yuvarlak olduğundan , doğal olarak mimaride yerini aldı. Kesilen ağaçlar, sütun olarak kullanılmak istenildiğinde, tepeleri de kesildiğinden iç kısmına su sızarak çürümesi sorunu yaşanıyordu. Bu sorunun giderilmesi için, bu sütun başlarına taş ya da dört köşeli tahtalar konuyordu. Bu sayede, ilk sütunlar oluşmaya başladı.

      Ağaç kütüğüne en yakın olan ilkel sütun “Dorik” sütundur. Bu sütunun binlerce yıl geçmişi vardır. Daha sonra, zaman içinde gelişerek benzer şekilde, İyonlarca, Hellenlerce ve Latinlerce kullanıldığı biliniyor.

      Doğrudan doğruya, tabanın üzerine dikilen, tepesi dört köşe başlıklı kalın ve iri bir sütundur. Kullanıldığı binlerce yıl öncesinin en ilkel tanrı ve tanrıçası olabileceği bir varsayım olarak ileri sürülüyor. Dor sütunları ise eski Ege mimarisinin ahşap sütunlarından gelişmiştir.

      En ilkel sütun olan “dorik sütun”un yöremiz köy evlerinin “hayat” bölümlerinde, dışa bakan yüzeylerinde görüldüğünü sanıyorum Bu sütunun kullanım şeklinin, antik dönemleri çağrıştırır biçimde, Anadolu’da köy evlerinde ve yöremizde sıkça rastlanıyor olması tarihsel gelişimin bir sonucu olmalıdır.

     Çivril ve çevresi köylerinde bu tür etkileşimler sıkça, karşımıza çıkıyor. Sökmen Köyü ‘nde bulunan iki evde, diğerlerinden açık bir biçimde, bu mimari özellik kendini gösteriyor. Kara dam biçiminde olan tavanın altına atılan ve hatıl adı verilen ağaçlara verilen biçim, Antik çağın mimarisini hatırlatıyor gibidir... Çivril’in Sökmen Köyü’nde, şimdi terk edilmiş halde bulunan İbrahim Başkaya’ nın yıkılmak üzere olan  eski evinde direkler, dikmeler halen ayaktadır ve hayli ilginç bir yapıdadır.(Fotoğraf : 3)

     Yazılı kaynaklardan öğrendiğimize göre, Antik çağ evlerinin merkezini açık avluların oluşturduğu biliniyor. Roma  dönemi evlerinde ise, mekanlar avluyu çevrelemiştir. Bu özelliğin eski köy evlerinde de var olduğunu sanıyorum. Yöremiz köy evlerinin bazıları da , ortada bulunan avluyu çevrelemiştir.

      Ayrıca,  yöremizde geniş bir avlu içinde bulunan köy evi, küçük bir örneği de olsa, tarihte görülen kale içi yerleşmeleri andırıyor gibidir. Köy evinin çevresinde yüksekçe duvarlar,   dışarıya açılan oldukça büyük ahşap bir kapı. Bu kapı, kalelerin kapısını andırıyor. Akşam olunca dış tehlikelere karşı sıkıca kapanıyor.

      Antik çağda Anadolu’da gelişen evlerin, kendine özgü özellikleri ağırlık kazanmıştır. Romalılar’ın gelişiyle Anadolu dışında oluşmuş bu büyük uygarlığın etkisi kendini göstermiştir ve belirli bir gelişim de kazanmıştır. Bunun yanı sıra, Roma’nın Anadolu’daki egemenliğinin boyutları içinde, yerli halkın geleneksel ev kültürleri  farklı bölgelerin taşıdığı özelliklere göre, varlıklarını korumuşlardır.      

       Yöremizde köylerde  Roma ve Bizans dönemi evlerine rastlanmıyor. Belli ki, o dönemde de evler, kerpiçten yapıldı ve günümüze kadar ulaşamadı. Fakat, bu günün köy mezarlıklarında,  o dönemlerine ait olabilecek mezarlar vardır.           

 

      Anadolu  Köy Evlerinde  Mimari Ve Kültürel Yönden, Orta Asya Geleneği Etkileri :

      Öncelikli konumuz, Çivril ve çevresinde bulunan eski köy evlerinde tarihsel gelişimini incelemek olsa da, genelden öze inmek zorundayız. Bu sebeple önce, Anadolu köy evlerinde  yapısal, mekansal etkileşimleri ile, toplumsal yaşayışa etkisi yönünden incelenmesinin büyük yararı vardır.

      Türkler, tarihi oldukça eski olan, yüksek uygarlıklar, kültürler üretmiş bir ulustur.

       Ancak, göçler sebebi ile, ilk yaşadığı yerlerden uzak kalmış olması, kültürünün de çeşitliliğine sebep olduğu söylenebilir.

      Türkler, Orta Asya’da yaşarken, elbet, yerleşik hayatı da tanıyordu ve oralarda köyler, kentler kurmuşlardı. Ancak, yapı gelenekleri konusunda   da fazla bir bilgiye sahip değiliz.

     Yeterince bilgi sahibi olunmasa da, Türklerin, yalnızca göçebe bir hayat tarzında “bozkır kültürü” ile yaşamış oldukları söylenemez. Bu varsayım, son zamanlarda ulaşılan arkeolojik bulgularla geçerliliğini yitirmiştir. Bu gerçek, Türklerin Orta Asya’da kurmuş oldukları yerleşik düzene geçiş kanıtları  olan şehirlere ulaşıldıkça daha da pekişecektir.

      Göçebe olarak yaşayan bazı Türk boylarının yoğun olarak hayvancılıkla uğraşıyor olmaları, onları yeni otlaklar bulmaya yöneltti. Bu yüzden, göçebelik yaşam tarzları oldu. Ayrıca, siyasi hakimiyetlerini koruma kaygısı ile göçebe bir yaşam tarzını tercih ettikleri varsayılıyor.

      Türkler, Orta Asya’da bir yerden bir yere göç etmenin gerekliliği ile çadır içinde yaşamış olsalar da, zaman içinde yerleşik düzene geçtiler. köyler, kentler kurdular. Eğer, yerleşik düzen kültürünü tanımamış olsalardı, böylesine yüksek bir kültürün sahibi olamazlardı. Anadolu’da yerleşik düzene üstün bir başarı sağlayamazlardı.

      Anadolu’ya değişik zamanlarda gelen Türkler, çeşitli köyler, kentler kurdular. Konutlarını yaparken  önceki mimari birikimlerinden yararlandıkları gibi, hazır buldukları  var olan mimari gelenekten de yararlandılar. Bu sebeple,  Anadolu’da konut mimarisinde etkileşim çok yönlü olmuştur. Bu etkileşim, Anadolu Türk evlerinde ve eski köy evlerinde daha yoğun olarak kendini hissettirdiği bilinmektedir.

      Orta sofalı evlerin Anadolu’da yaygınlaşmasında Türklerin büyük payı olduğunu söylemek yanlış olmaz

      Anadolu mimarisinde tarihten gelen yapısal ve mekansal gelenekleri çeşitliliği, binlerce yıllık geçmişi ile de ilgili olduğundan, ortaya çok farklı, Anadolu’ya özgü bir mimari geleneğin  çıktığı düşünülebilir.

      Bu zengin mimari gelenek, Türklerin Anadolu’ya geliş süreci içersinde doğu kültüründen de etkilendi. Büyük Selçuklular, Anadolu’yu yurt edinmezden önce İran’da Rey  kenti başkentleri olmak üzere uzun yıllar yaşadılar. O izlerin etkilerini köy evlerinde yoğun olarak  görüyoruz.   Köy evinin odasında veya “hayat”ın bir sokağa bakan bölümünde, yüksekçe oturulacak yere, halk arasında “ şanşin “ adı veriliyor.  Farsça olan bu kelimenin aslı,  “şah-ı nişin”dir. Anlamı da, “yüksekçe çıkılan yer, şaha varılan yer” dir. Daha bunun gibi, örnekleri çoğaltmak mümkündür. Yöremizde bulunan eski köy evlerinde yapısal ve mekansal gelişimi bakımından, sosyal yaşayışın mimariyi etkilemesi bakımından büyük                                benzerlikler bulunmaktadır.                

     Çivril ve çevresinde bulunan köylerin adlarına bakıldığında, Oğuzların 24 boyunun adlarından izler taşır. Örnek verecek olursak, İğdir, Bayat, Beydilli, Yuvaköy, Sundurlu, Menteş, Karamanlı, Çıtak...Bu yerleşim yerlerinin taşıdığı adlar, yöremize Orta Asya kökenli  göçlerin olduğunun bir kanıtı olarak yorumlanabilir.

      Anadolu’nun çoğu yerinde, Köy evinin odası ile çadır arasında olan şaşırtıcı benzerlikleri görebiliriz. Bu, yapısal ve mekansal yönden olan benzerlik, Türkler’in göçebe geleneğinin  yerleşik düzene yansıması ile ilgili olmalıdır.

      Anadolu  Türkçesinde yaygın olarak kullandığımız, “ konuk ”, “ konut”,  sözcükleri Orta Asya Türklerinin göçebe geleneği ile ilgili olmalıdır. Göçebe halinde yaşayan Türkler, hızla  söküp taktıkları çadırlarını “ konduruveriyorlardı ”.  Çadırlarının yanına kurulan yeni çadıra da, bu yüzden, konuk demiş olabilirler. Bir yerden bir yere göçerken, “konaklamış” olabilirler. Görüldüğü gibi, bu sözcüklerin kökü “kon” dur ve “konmaktan”    gelmektedir. Burada  asıl önemli konu, sözcüğün Türkçe olmasıdır.

     Köy evlerinde, yaygın olarak kullanılan yatak yorgan gibi benzeri eşyaların koyulduğu yere “yüklük” adı verilmektedir. Bu sözcüğün de, göçebe kültüründen geldiği iddia edilebilir.  Bir yerden bir yere hayvanlarla taşınan eşyalara “yük” adı veriliyordu. Buradan, odanın bu bölümüne, bu ad verilmiş olabilir.

      Oda sözcüğünün büyük çadırlara verilen “ otağ” adından geldiği   iddia eden araştırmacılar da vardır. Bu bir olasılıktır. Ancak,  bu sözcüğün   etimolojik incelemesini yaptığımızda, farklı sonuçlara ulaşabiliriz. Öncelikle, ilişkili olduğunu sandığımız  “ocak” sözcüğünü araştıralım. İsmet Zeki Eyüpoğlu’ nun  “Türk Dilinin Etimolojisi” sözlüğüne göre, “ocak” sözcüğünün kökeni od /ak tır. “Od” sözcüğü ateş anlamındadır.  Kanımca, Farsça olduğu bilinen  bu sözcük ile “ oda” arasında bir ilgi vardır. Belki, “ateş yanan yer” ifade edilmek istenmişti. Ayrıca, küçük ağaç parçalarına  “odun” denmesi, yine bu sözcüğün kök anlamı ile ilgili olmalıdır.

     Bu gün eski köy evi odasının düzenlemesi ile çadır içi düzenlemesi arasında şaşırtıcı benzerlikler vardır. Çadırın içinde olduğu gibi, odanın içine de bir yaygı ( Halı, kilim vb.) serilidir. Duvar kenarlarında yere köşe yastıkları konur. Kimi evlerin odalarında duvarlara kilimler, küçük halılar asılır. odalar çok işlevlidir. Çadırda olduğu gibi.

     Mimari gelişimin binlerce yıla varan etkileşimleri hakkında, görüldüğü gibi; neyin nereden etkilendiğini ortaya koymak, bir yargıya varmak hayli zor. Örneğin, önemli   bir işlevi olan ocağın her dönemde ve farklı kültürlerde var olması, etkileşim alanlarının da genişlemesiyle daha belirsiz hale geliyor.   

      Kentleşmenin izlerinin binlerce yıl öncesine dayandırılmasına rağmen, bazı dilciler “kend- kent” sözünün Soğdça (  Eski İran çevresinde ölü bir dil) olup,  Türkçeye bu dilden geçtiğini ileri sürüyorlar. Eğer, bu varsayımı ileri sürenler, kanıtlayabilirse; kentleşmenin izlerini doğu kültürlerinde aramak gerekecektir. Ancak,  bunun yeterli bir kanıt  sayılacağı da söylenemez. Daha belirgin doğrulara ihtiyaç vardır.

 

     Yöremizde Bulunan Evlerin Yapısal , Mekansal Özelliklerinden Bazı Örnekler.

     Çivril ve çevresi Batı  Anadolu’da önemli bir yerde olduğundan söz etmiştik. yöremiz köy evlerinin genel yapısı ile, hem yapısal hem de mekansal yönden Batı Anadolu evlerine benzemesi tarihi bütünlüğü içinde, doğal gelişimin bir sonucudur.     

     Öncelikle, eski köy evlerinde kerpiç malzeme kullanımı tarih öncesi devirlere kadar uzanıyor. Kerpiç yapım tekniği hiç değişmeden yakın zamanlara kadar kullanılmıştır. Kerpicin kullanımı, bir zorunluluktan ötürü kullanılmış olsa da , doğasını bozmamış olması gözden kaçırılmamalı. Kerpicin yapımında toprağın dışında hemen hemen hiçbir şey kullanılmaması, eridiğinde yine toprağa dönüşmesi  tarım topraklarının zarara uğramasını engellemiştir. Bu özelliği ile zaman içinde höyüklerin oluşmasına neden olmuştur. Bir anlamda tarihin oluşmasına katkı sağlanmıştır. Kerpiç malzemenin fiziksel özelliğinden kaynaklanan  bu durum, Çivril ve çevresinde de yoğun olarak görülüyor.

     Kerpiç malzeme ile örülen duvarın arasına saman ve toprağın su ile karıştırılarak yapılan çamur konuluyor. Duvarın arasına sağlamlığı arttırmak için ağaçlar,  birbirlerine tutturuluyor. Bu tür yapı şekline “bağdadi” deniliyor.

     Dam üstlerine atılan  toprağın ayrı bir özelliği var ve adına “geren toprağı” deniliyor. Gri-mavi renkte olan bu toprak, zaman zaman sıkıştırılıyor.

     Köy evlerinde odaların iç ve dış duvarları “ak toprak” denilen özel bir toprakla sıvanıyor. Bu toprak, kuruyunca beyaz bir renk alıyor. Yöremizde bu badana şekli, toprak sıvalı köy evlerinde halen kullanılmaktadır.

     Yörede bulunabilen doğal yapı malzemeleri büyük bir ustalıkla kullanılmıştır. Büyük Menderes nehri kenarlarından ve Işıklı gölünden kesilen hayıt otu ( hasır otu) eski köy evlerinde yalıtım malzemesi olarak duvarlara konulmuş ve üzeri toprak sıva ile sıvanmış. Ayrıca, düz damların altına koyulan hatılların üzerine serilmiş. Bazen, yörede yetişen kamışlar özel olarak örülüp hatılların üzerine konulmuş. Bu örgüye yörede “boyra” adı veriliyor. Belirgin bir örnek verilecek olursa,   Çivril ilçesine bağlı Gümüşsu Kasabası’nda  hasır otlarının, kamışların eski evlerde yalıtım malzemesi olarak kullanılmış. Ayrıca, deprem riski gözönünde tutularak  bina ağırlığı en aza indirilmeye çalışılmış. Yörede bol bulunan hasır otu ile, köy evlerinin tabanına, soğuğu geçirmesin diye kullanılan hasırlar, işlemlerden geçirilerek, özel tezgahlarda kadınlar tarafından dokunuyor.

      Bu kasabamızda da, ahşap malzeme kerpiç malzeme ile uyum içinde kullanılmış.          Evler yapılırken, yörenin tarihi dokusu da korunmaya çalışılmış. Örneğin, Gümüşsu Kasabası’nda  yüzlerce yıl ayakta kalan, halen suyu akmakta olan tarihi bir çeşme, tarihi dokusu hiç bozulmadan üzerine, geleneksel mimari özellik taşıyan kerpiç bir bina yapılmıştır. Diğer köy evlerinde de binlerce yılın izlerini taşıyan  bu tarihi doku hemen belli oluyor. Çoğu, artık yıkılmak üzere olsa da, bu yapısını hala koruyor. Köy evlerinin dar sokaklarında halen, tarih yaşıyor. Ayrıca, bu kasabamızda olduğu gibi, diğer köy evlerimizde doğa ile uyumluluk hemen göze çarpıyor. Evin bir kenarına dikili bir üzüm asması  ayrı bir güzellik veriyor. Ev terk adilmiş bile olsa, o üzüm asması canlılığını, terk edilmişliğine, unutulmuşluğuna inat tüm canlılığı ile direniyor...

      Köy evinde, konut iki katlı ise, birinci kat sokağa kapalı. Buralar daha çok samanlık, tahıl ambarı vb. olarak değerlendiriliyor. İkinci katlar daha çok yaşama alanları olarak kullanılıyor.     

Sokağın girişinde bulunan birinci katların dışarıya kapalı oluşunda dini inancında etkisi vardır. İkinci katlara bir merdiven ile çıkılmaktadır. “Hayat” denilen, önü açık ve genellikle, üç tarafı kapalı yerlere ulaşılmaktadır. Bu yerler, köy ailesinin toplu yaşama alanlarıdır. Yazın sıcak günlerinde, topluca oturulan, yemek yenilen, sohbet edilen yerlerdir.

      Alt kat üzerine ustalıkla yapılan çıkmalar, konuta genişlik, ferahlık sağlamış. Bu çıkmalara; sokağın ve komşu evlerin durumuna göre şekil verilmiştir. Bazen, yapılan çıkmaların sayıları arttırılmıştır.        

      Yöremizde eski köy evlerinde, tahta adeta bir nakış gibi işlenmiş. Köy evlerinde görülen bu sanatsal duygu, odanın giriş yönünde hemen kendini belli ediyor. Kapı kenarları şaşırtıcı biçimde tahta oyma işlemelerle şekil verilmiş. Odanın içinde de bu özen dikkati çekiyor. Yan duvarın ortasında bulunan ocağın üzerinde ahşap süslemeler  şaşırtıcı güzelliktedir. Yine oda içinde ocak kenarlarında bulunan nişler bulunuyor. Karşı duvarda yüklük ve hamamlık,  her odanın ayrılmaz birer parçası. Duvarların tavana yakın bölümünde “tabaklık” denilen raflar bulunuyor. Buna benzer özellikler yöremizde sık görüldüğü gibi, Batı Anadolu köy evlerinde de  görülüyor.

      Tarihi Köy Evlerimiz Günden güne Yok olup gidiyor...

      Binlerce yılın yapı geleneği ile, Türklerin kendi yapı geleneğinden oluşan konut  geleneği,Anadolu’da yeni bir gelişim kazandı. Genel özellikler taşıyan bu evlere “Anadolu Türk Evleri “ diyoruz.

      Bu konut yerleşmeleri içinde, köy yerleşmeleri de önemli bir yer tutuyor. Ancak yeterli ilgiyi görmüyor. Ancak; “ köy evleri” olarak anılıyor, o kadar. Yöremiz Çivril’de bulunan eski köy evleri şimdiye kadar bilimsel bir araştırma ve incelemeye tabi tutulmadı..

      Yakın zamanlara kadar,yaygın olarak kullanılan geleneksel konut mimarisi örnekleri, artık yok oluyor. Anadolu Türk evleri  aramızdan ayrılıyor.  Var olanlar da, çarpık kentleşme içinde, binaların arasında sıkışıp kalıyor.

      Yöremizde de, özellik taşıyan eski köy evleri bir bir yok olup gidiyor. Ancak, yine de örnekleri var. Fakat, var olanlarda hayli yorgun,argın görünüyor.

       Onca yorgunluklarına, terk edilmişliklerine rağmen doğa ile uyumundan hiçbir şey kaybetmemişler. Dünün Anadolu insanının doğa ile iç içe  olmak istemesinin canlı tanıkları...  

 

       SONUÇ :

      Tarihi Anadolu evleri, eski köy evleri günden güne yok oluyor.

      Yakın zamanlara kadar doğası ile iç içe olan Anadolu konut geleneği çarpık kentleşme içinde yok olup gidiyor.

      Yukarı Menderes Havzası içinde bulunan Çivril ve çevresinde eski köy evleri de bu yok oluştan etkileniyor. Zaten, çoğu terk edilmiş durumda.

      Şimdilik zamana direnen bu evleri geleceğe taşımalı, belgelendirmeli, bu tarihi mirasımıza   sahip çıkıp, gelecek kuşaklara anlatmalıyız. Dahası, bu günün modern mimarisi ile dünün gelenekselliğini hiçbir abartıya kaçmadan birleştirmeli, binlerce yıllık süren devamlılığı sağlamalıyız.

      Ancak, bu günün kentlerinin hızlı gelişimi çarpık kentleşmeyi beraberinde getirdi. Kentler, sağlıksız bir şekilde hızla, beton yığınlarına dönüştü. Kentlerin mimari yapılarında estetik duygu, yapısal ve  mekansal uyum, çevre şartlarına uyum benzeri konular gözardı edildi.

      Elbet, çok katlı yapılması zorunlu binalarda yapı malzemesi olarak, kerpiç malzeme kullanılması beklenemez. Ancak, tarihi dokunun bozulmaması, geleneksel mimarinin korunması ve modern mimaride yozlaştırılmadan kullanılması gibi konular bilimsel olarak hiç zaman geçirilmeden ele alınabilir.

      Tüm Anadolu’da olduğu gibi, yöremizde de, Bilimsel araştırma ve incelemelerin   bir an önce  yapılması uygun olacaktır.  Çivril’de  Beycesultan  ile tarih öncesi önemli verilere  ulaşıldığı halde, ne yazık ki, bilim dünyasından yeterli ilgiyi görmüyor.

      Çivril ve çevresi köylerinde, özellikle kerpiç yapılı köy evlerinin, ileriye tanıklık etsin diye, fotoğraf çalışması yapıyorum Bu çabamı sürdüreceğim.  Biliyorum ki, bu fotoğraflar gelecekte bu günün tanığı olacaklar ...

       Bu çalışmamda,  Çivril ve çevresinde eski köy evlerinin mimari yönden, Prehistorik Çağ  özelliklerini, tarihsel ve kültürel etkileşimlerini, yalnızca; gözlemlerime dayalı, bir varsayım olarak ortaya koymaya çalıştım. Bu yörede, Mimari özellikler yönünden eski köy evlerinin  bilimsel olarak hiç ele  alınmamış olması, kaynak bulmamı olanaksız hala getirdi. Yöreye ilişkin sivil mimari kalıntıları az da olsa konu edilmesine rağmen, konut mimarisi araştırma ve incelemesinin hiç yapılmadığını gördüm.

      Ayrıca, eski köy evlerinin günden güne yok olduğuna, üzülerek tanık oldum. “Her kişi yaşadığı çağın tanığıdır.” gerçeğinden yola çıkarak, bir varsayım da olsa , düşünce üretmeyi bir görev edindim.

      Çivril ve çevresi , Batı Anadolu’da hayli önemli bir yerde olmasına rağmen, nedense; gerekli araştırma ve incelemeye tabi tutulmuyor. Çoğu bilim insanı, ne yazık ki, yöremizin tarihsel ve kültürel yönünden haberli değil.

       Özellikle eski köy evleri yöreye özgü farklı özellikler taşıyor. Bir an önce araştırma ve inceleme yapılmasının gerekliliğine inanıyorum. Çünkü, zaten yeterince yok oluyor. Çoğu da metruk halde. Gecikmeye devam edilirse, ileride araştırma ve incelenmeye değer hiçbir şey bulunamayacaktır.

       Bu çalışmamda; öne sürdüğüm varsayımlar, hiç bir iddia taşımamaktadır. Elbet, son söz arkeolojik bulgular, bilimsel araştırma ve incelemeler ışığında yapılacak değerlendirmelerle, kesin sonuçlara varmak, bilim insanlarımızın öncelikli görevidir.

     Anadolu’nun tarihsel ve kültürel zenginliği bilinmesine karşın,  Boşa geçen zaman içinde var olan değerlerimiz de, günden güne yok oluyor. 

     Dileğim; Yukarı Menderes Havzası’nda, yöremizde de şimdilik örnekleri bulunan tarihi köy evlerimizden başlamak üzere, tüm Anadolu konut mimarisinin tarihi ve kültürel gelişimini bir bütünlük içinde, bilimsel araştırma ve incelemesinin yapılmasını görmektir. Artık;  zaman, “ sözden eyleme” geçmenin zamanıdır. Bizlerin belki, oldukca bol zamanı var. Ancak,  tarihi evlerimizin, eski köy evlerimizin  hiç zamanı kalmadı. Tarihe tanıklıklarının sonu  geldi, gelmek üzere... Hiçbir zaman, “ tarih tekerrürden ibaret ”değildir. Bu tarihi değerlerimizin aynısı bir daha oluşmayacaktır.

 

      *  Mümtaz BAŞKAYA

 

            YARARLANILAN  KAYNAKLAR :

 

S. AKTÜRE      : Anadolu’da Bronz Çağ Kentleri- Tarih VakfıYurt Yayınları-1994- İstanbul

R.E.Wycherley  : Antik Çağda Kentler Nasıl Kuruldu ?- Arkeoloji Ve Sanat Yay.-1993 İst.

G. THOMSON  : Tarih Öncesi Ege  1- Payel Yayınları- Bilim Kitapları- 1995- İstanbul

G. THOMSON  : Tarih Öncesi Ege  2 –Payel Yayınları- Bilin Kitapları-  1991- İstanbul

B.DENİZ           :  Manisa Yöresi Köy Mimarisi- Arkeoloji-Sanat Dergisi-1999- İzmir

Y. SAYAN        :  Uşak Evleri- Kültür Bakanlığı Basımevi- 1997- Ankara

F. SÜMER        :  Eski Türklerde Şehircilik – TTK Basımevi-1994 -Ankara

C. ŞAKİR KABAAĞAÇLI :  Anadolu’nun Sesi- Bilgi Yayınevi- 1995- İstanbul

B. MUTLU        :  Mimarlık Tarihi Ders Notları 1- Mimarlık Vakfı  Enstitü Yayınları-1996 İst

R. NAUMAN    :   Eski Anadolu Mimarlığı- TTK Basımevi-1998- Ankara

A. ŞENEL          : İlkel Toplumdan Uygar Topluma- Bilim ve Sanat Yayınları-1995- Ankara

C. CAHEN         : Türklerin Anadolu’ya ilk Girişi- TTK Basımevi- 1992- Ankara

Share
 

Yorumlar  

 
0 #3 Nail OZEN 12-03-2008 23:26
Degerli arastırmacımız bakın ilcemiz icin cok guzel degerlendirerek yazıları kaleme almıs....

Kendisine basarılar diliyorum..
Alıntı
 
 
0 #2 Yonetici 10-03-2008 21:28
Merhaba,
Mumtaz bey degerlerimizi yazılarıyla yasatmaya calısmaktadır. Kendisini bu calısmalarından dolayı ictenlikle kutluyorum. Bizlerin destagi her zaman surecektir.... Unutmayalım bizler her turlu yoruma acıgız ama husnuniyet kuralları cercevesi icinde....

Çivrilimiz icin yapılam calısmalara her zaman destek olacagız....

Bunlar bizleri yıldımayacaktır...

Mumtaz Beye saygılarımı sunarım....
Alıntı
 
 
0 #1 Mumtaz Baskaya 10-03-2008 12:48
Benim amacım, Çivril'de kaybolup gitmekte olan ve her gun yıkılmaya yuz tutan koy evlerimize bir ısık tutabilmek. Bu amacla, tum Çivril ve cevresini gezerek bu evleri fotografladım. Daha sonra,Çivril Halk kutuphanesinde sergiledim.Anca k yazıma olumsuz bakanlar da olabilir. Kimsenin calısmasını calmadım. Kitap okuyarak yazar olmak degil niyetim. Yazdıklarım ozgun seylerdir. Begenmeyebilirs iniz ama, kabalık yapmanız gerekmez.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Zümrüt &  Burak’ın Nikahları


21 Haziran 2014 Cumartesi saat 15.00’de Ankara  Avse-Velo B Blok Teras kattaki Nikah Salonunda tamamlandı.

Danıştay 12. Daire Üyesi Mahmut Doğan ve eşi Ayşe Doğan’nın kızları olan Zümrüt Doğan Endüstri Mühendisi olup¸Kalkınma Bankasında Müfettiş Yardımcısı olarak  çalışmaktadır.

İstanbul’da  faaliyet gösteren işadamı Hüseyin Türkoğlu ve eşi Gülhan Türkoğlu’un oğulları olan  Burak Türkoğlu Makine Mühendisi olup, Türk  Traktörde çalışmaktadır.

Genç çiftin nikahlarını Ankara Büyük Şehir Belediye Başkanı Melih Gökçek kıymıştır.

Share
Devamını oku...

  • can i take and robitussin
  • take bedtime
  • corpo luteo e
  • 1407742896
  • para que sirve tabletas
  • capsules 400 mg
  • before and after pictures
  • 12.5 mg
  • sales 2009
  • qual o melhor ou
  • cpk blood test
  • sweating
  • dosage overdose
  • children's at target
  • can you cut pill half
  • 5 hour energy
  • how long should i take during pregnancy
  • corporation stock value
  • and liver damage
  • ingredients af defense shake powder
  • pedisan once anwendung
  • the center norfolk va
  • date d'expiration
  • odt generic
  • side effects arthritis
  • interaction
  • gel nursing mothers
  • 6 week old baby
  • how fast does it work
  • mode of action
  • for vitiligo
  • pregnancy chances
  • venta trujillo peru
  • side effects achilles tendon
  • alcohol interactions
  • can damage liver
  • liquid
  • and interactions
  • are and in the same family
  • resuming after surgery
  • same
  • 8951546583
  • and together
  • restarting aspirin after gi bleed
  • e seus efeitos colaterais
  • ce este bun medicamentul
  • is used for
  • c section
  • safe take tramadol
  • long term effectiveness
  • withdrawal nightmares
  • valium interaction
  • medication
  • donde comprar peru
  • magensaftresistente tabletten
  • 10 mg tab
  • oliguria
  • quanto dura l'effetto di
  • allergy medicine similar to
  • recall lot numbers
  • buy tablets india
  • does make you high
  • positive reviews
  • hfa patent
  • lice treatment
  • allergic to alternative
  • nausea dizziness
  • tablets and alcohol
  • is used for oral herpes
  • la cap 4 mg
  • dosage children
  • forte side effects
  • 4 jour
  • prophylaxis dose pediatrics
  • crack ho died
  • happens if you overdose
  • class action lawsuit
  • is an maoi drug
  • how long does side effects last
  • or while pregnant
  • 40 xr
  • jual
  • es 600 side effects
  • contraindicated children
  • tagline
  • worked first time will work again
  • and interaction
  • red rash on arms
  • your chances getting pregnant taking
  • side effects too high dosage
  • 6mg
  • buy online europe
  • 1mg uk
  • natural substitute
  • 30 tablets
  • zel cena
  • 875 cut in half
  • dose for add
  • vs. vs.
  • efectos secundarios
  • oxycodone drug interactions
  • women handling
  • clonazepam combination
  • prescription assistance program
  • helps asthma
  • yogurt antibiotics
  • dose ear infection
  • liquid gels commercial
  • maca el natural
  • ventures company llc
  • double dose toddler
  • 24hr printable coupons
  • why has shampoo been discontinued
  • ld50
  • do most people lose weight on
  • liver
  • weight lifting
  • h1n1 cdc
  • side effects 5mg tablets
  • y oxido nitrico
  • for chronic cough
  • d
  • smoking weed while taking
  • 1 euro
  • pick up points leicester
  • poison
  • medicamento para que serve
  • neuraxial anesthesia
  • 200 mg effects
  • dose titration
  • and effectiveness and osteoporosis
  • side effects otc oral
  • can i take and together
  • by mouth for miscarriage
  • does treat meningitis
  • buy online no prescription
  • low dose side effects
  • para que sirve 40
  • management ag schweiz
  • et psoriasis
  • uk triumph
  • itchy skin
  • metabolism
  • buy uk
  • plus
  • tinactin lotrimin
  • side effects hallucinations
  • for iui
  • foot swelling
  • cream discount coupons
  • night sweats
  • comb generico
  • commercial father daughter
  • what is 50mg used for
  • la side effects
  • 1580182701
  • 21 price
  • 500 mg yan etkileri
  • generic costco
  • one time pill
  • side effects men
  • dopo i 40 anni
  • for sale online
  • cheapest canada
  • qt interval
  • lorazepam drug interactions
  • availability in canada
  • 100mg pcos
  • use teenagers
  • as a mood stabilizer
  • generic substitute
  • 8mg tabletten
  • taken together
  • mechanism of action
  • bula inalaAA?o
  • tabletki powlekane
  • esomeprazol vademecum
  • can treat a sinus infection
  • castle market
  • restless legs
  • trouble sleeping
  • shooting up
  • and interaction
  • pi yellowjacket
  • does generic cure chlamydia
  • used together
  • reaction rash
  • used treat mrsa
  • roztok k inhalacii
  • 2586753168
  • pregnancy test
  • kondom mit effekt
  • kf
  • treatment bladder infection
  • and antacids
  • contraindicated asthma
  • cost
  • rpd 5
  • does cause hair loss
  • health benefits
  • y la pildora
  • by mail order from canada
  • tylenol
  • walmart 24hr
  • duo side effects children
  • scalp fungus
  • la 4 mg 24 hr cap
  • 15 mg side effects
  • compare and and
  • much does prescription cost
  • taking
  • cost
  • and interaction
  • for children 2009
  • how does work in infants
  • drug facts
  • krem kas gevAYetici
  • cause impotence
  • images er
  • numbness
  • smpc
  • leg pain
  • can you take allegra same time
  • t cream
  • timing meals
  • contraindications
  • many beads 37.5 mg
  • 5 cream for sale
  • safe take while breastfeeding
  • prescription assistance program
  • 12 5 mg
  • er
  • twice a day
  • side effects litigation
  • tren ace
  • when to stop before surgery
  • lower abdominal pain
  • with d
  • how long does work in the body
  • taking and lorazepam
  • order
  • lining
  • can i take and at the same time
  • low dose pill
  • benefits of alzheimers
  • 20 mg 10 tablet
  • factor v leiden
  • calcium deposits
  • difference between d
  • zamiennik leku
  • financial assistance program
  • 625 glaxo
  • has anyone bought online uk
  • cost walgreens
  • drug interaction
  • and which is better
  • high inr levels
  • and breastfeeding
  • ask a patient
  • 250 mg prix
  • cost 150 mg
  • lawyer
  • does make you tired
  • difference between
  • safe not
  • 2 shampoo janssen-cilag
  • mixing with wellbutrin
  • baby drowsy
  • dosage babies
  • sore joints
  • que contiene el medicamento plus
  • subcutaneous infusion
  • using while pregnant
  • vitamin b complex
  • taking and
  • dose for infants
  • when will generic be available in the usa
  • withdrawal insomnia
  • vs
  • and skin cancer
  • is used for
  • diferencia entre y y
  • jarabe 125 ml
  • spermatogenesis
  • gel novartis endo
  • use men
  • otc picture pill
  • A para refluxo
  • a
  • withdrawal effects
  • jual
  • yeast infection how long does it take
  • abortion 2 months
  • cost comparison of and
  • 1000 mg tablet yan etkileri
  • can buy korea
  • symptoms level too high
  • 5 months
  • dosage for epididymitis
  • how soon can you ovulate on
  • liquidum beipackzettel
  • hct rash
  • safe during early pregnancy
  • zydis 5 mg
  • is hct generic
  • can i just stop taking
  • di ung thuoc
  • 25 mg cena
  • compare and
  • pmdd treatment
  • what are side effects of taking for acne
  • oral contraceptives
  • medicare part d
  • vs acid reflux
  • too much symptoms
  • kaboom
  • suppressive therapy
  • can i take and at the same time
  • perimenopause
  • is safe while nursing
  • how quickly does work
  • is a generic drug
  • price drop
  • wirkung pille
  • can you use ointment when pregnant
  • drowsiness
  • kellymom
  • manufacturer coupon
  • for absence seizures
  • pour avancer l'ovulation
  • vs heart failure
  • infantil solucion
  • espanol
  • erfahrungen 30mg
  • 100mg effects
  • can buy canada
  • cual uso adecuado
  • vs monistat
  • and aspirin and dental extractions
  • can you cut pill half
  • and
  • get no prescription
  • kremi neye iyi gelir
  • training pharmacy
  • pfizer patent
  • t kullanAmA
  • para que sirve el 20 mg
  • information antibiotic
  • generic risedronate
  • pct nolva
  • dosage bipolar children
  • company makes
  • birth defects caused
  • 2 mg indications
  • safe take high blood pressure
  • mezclar y
  • hep c
  • does treat anxiety
  • para que sirve el crema
  • generic extended release
  • compare
  • d 12 hour appetite suppressant
  • vascular dementia side effects
  • ttc 2 years
  • reditabs 30
  • diarrhea
  • drug samples
  • d
  • pfizer settlement
  • healthy alternatives
  • first trimester pregnancy
  • caries
  • uses
  • 1g side effects
  • urinary side effects
  • difference between jantoven and
  • se puede mezclar y
  • side effects women
  • muscle cramps
  • illegal drug
  • testpaket
  • hair loss due
  • z-pak 5 day dosage
  • spA?lkasten nr.1
  • para que sirve el
  • can you buy over the counter in us
  • and alcohol side effects
  • men on pics
  • .625 mg side effects
  • try free
  • coming off tiredness
  • lawsuits involving
  • can you take when pregnant
  • length of side effects
  • vs
  • pink pills for women
  • onde comprar o
  • price brand name
  • back pain relief
  • precautions